Ana içeriğe atla

Türkiye-Irak İlişkileri Turkey-IRAQ Relations

Bu mesele tam 79 sene öncesine dayanıyor.Sene 1937 idi. Türkiye ile Irak'ın bir konfederasyon çatısı altında birleşme  hedeflerini çok az kişi bilir. Aslına bakarsanız ben de bu mesele hakkında birkaç ay öncesine kadar bilgi sahibi değildim.Daha önce söylediğim gibi bu mesele 1930'lu yıllara dayanıyor. O senelerde bağımsız gibi gözükse de halan İngiliz himayesinde bulunan bir krallık idi Irak. Tahtta ise I.Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Devleti'ne karşı Arap aşiretlerini ayaklandıran, Arap İsyanı'nı başlatan Şerif Hüseyin'in torunlarından Gazi vardı. 1932 yılında İngiliz himayesinin sona ermesine rağmen bir İngiliz şirketi olan British Petroleum Şirketi'nin çıkarmaya başladığı petrolün üretimi her sene artıyor ve İngilizler Irak'ta daha fazla söz sahibi oluyorlardı. O dönemin Genelkurmay Başkanı Bekir Sıdkı Paşa bu fikri en çok destekleyen ve çaba gösteren kişi konumundaydı. Hatta Çanakkale Savaşı sırasında İngilizlere karşı bir Türk birliğine kumandanlık yapmıştı ve "Çanakkale Madalyasına" layık görülmüştü. Savaştan sonra İstanbul'da kalmamış,Bağdat'a gitmiştir.

Türkiye-Irak konfederasyonunun hayata geçebilmesi için o dönemin başbakanı olan Hikmet Süleyman ile birlikte çalışan Bekir Sıdkı Paşa,defalarca Ankara'ya gitmiş  Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet Paşa ile konfederasyonun ana hatlarını bu görüşmelerde belirlemişlerdi.

Ana hatların belirlenmesinden sonra artık sıra konfederasyonun açıklanmasına gelmişti. Bekir Sıdkı Paşa 1937 yılının Ağustos ayında Ankara'ya gidecek ve resmi açıklama yapacaktı.O senelerde Bağdat'tan Ankara'ya direk uçuş yoktu. Uçağın mutlaka birkaç yere uğrayıp benzin ikmali yapması gerekiyordu. 11 Ağustos 1937'de yola çıkan Bekir Sıdkı Paşa,uçağın benzin ikmali yaptığı Musul'da beraber seyahat ettiği Irak Hava Kuvvetleri'nin üst düzey komutanlarından Muhammed Ali Cevad oracıkta can verdiler. Bu olaydan sonra söylentilerin ardı arkası kesilmedi. Bunun bir suikast olduğu ve İngilizlerin yaptığı söylentileri dur durak bilmedi. Cenazeleri hemen Bağdat'a getirildi ve bir cenaze merasimi ile defnedildi.

Daha sonrasına Bağdat bir anda karıştı. Başbakan Hikmet Süleyman istifasını vermek zorunda kaldı. Buna rağmen yinede tutuklandı ve mahkeme hakkında idam kararı verdi ama ne hikmetse idam edilmedi. Asıl karışıklık ise dönemin Irak Kralı Gazi'nin otomobilinin frenleri patlayarak kaza yaptı ve öldü. Onun yerine daha çocuk denecek yaştaki oğlu Faysal getirildi.

Bu durum Irak'ta karışıklığı iyice derinleştirdi ve peşi sıra darbe girişimleri,ihtilaller ve iç karışıklıklar getirdi.Dileyelim ki Irak'taki bu karışıklıklar son bulur ve halkın iradesi vuku bulur. Bu konfederasyon hayali iyi mi olurdu kötü mü olurdu bilinmez.Umalım ki her iki ülkede hak ettiği konuma ulaşır.Bende söz bitti,sıra sizde

YAZAN: TURGAY GÜNDAŞ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADALET- JUSTİCE

Son günlerde ülkeyi oldukça meşgul eden bir mesele var. Sabah kalktığımızda haberlerde, akşam haberlerde, gün içinde sosyal medyada gezinirken iki haberden birinde karşımıza çıkıyor. Çıkmalı mı? Tabiki çıkmalı. Çünkü bu haber günlük haber niteliğinde değil yaklaşık bir ay süreli bir haber niteliğinde. Peki ne bu haber? Anamuhalefet partisi başkanının lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun ADALET YÜRÜYÜŞÜ! CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanması sonucu böyle bir karar alarak Ankara'dan İstanbul'a bir yürüyüş başlattı. Sayın Enis beyin suçu MİT tırları haberini yapan Can Dündar'a casusluk etmesiymiş. Biz böyle biliyoruz. Öncelikle Can Dündar'ın yaptığı haber tamamen skandaldır ki devletin bu tutumu doğrudur. Gazeteci olmak her haberi yapmak, devletin sırları olması gereken bulguları da haber değerine koyup halka sunmak değildir. Bir gazeteci elbette çarpıcı haberler yapmalı, yazılmayanı yazmalı, özgür olmalı fakat eğer bu haberler devleti zarar verecek duruma ge…

Türkiye-Hollanda Ekonomik İlişkiler- Turkey-Netherlands Economic Relations

Geçtiğimiz haftalarda Hollanda'nın bakanlarımıza,konsolosluk üyelerimize karşı yanlış tutumları sebebiyle bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Bu kriz hala devam etmekte tam anlamıyla çözüm gerçekleşmemiştir. Bazı insanların "ya kardeşim bizim askeri gücümüz ortada girelim şu Hollanda'ya haddini bilsin" gibi tuhaf açıklamaları şaşırtsa da bu gibi çok düşünce sosyal medyalarda karşımıza çıktı. 2017 senesinde olduğumuzu unutmamak gerek tabi. Çünkü artık öyle top,tüfek,süngü ile savaş yapılmıyor. Yapılıyor tabi ama artık bir ülkeye darbe vurmak için önemli bir savaş değil artık bu. Ülkeler arasında artık en önemli savaş EKONOMİ.Yani artık top,tüfek,süngü silah olarak kullanılmıyor,ekonomi en önemli silah olarak görüyor. Bir sonraki paragrafta tamamen resmi kurumların verilerine dayanarak bazı bilgiler paylaşacağım.

Türkiye-Hollanda ticari ilişkileri iki ülke arasındaki 1996 yılında imzalanan anlaşmalar ile gümrük vergisi ortadan kalkmıştır ve ticari ilişkiler daha çok kuvve…

Galatasaray-Fetö - a football team

Herkes yanılgıya düşebilir. Bir gün yüzüne güleni ertesi gün arkandan konuşurken yakalayabilirsin. İşbirliği yaptığın insanı ertesi gün işini bitirmek için kuyunu kazarken görebilirsin. Önemli olan dostunu işbirliği yapacağın insanı iyi seçmek. Dostunu iyi seçtin diyelim oldu ya günün birinde çıkarlarınız farklı oldu ve anlaşmazlık yaşandı yollar ayrıldı. Zararın neresinden dönersek kârdır mantığıyla hareket ederek eski dostunu düşman gibi karşına alırsın. O senin arkandan konuşur sen onun arkandan konuşursun bu mesele böyle gider. Sonuç olarak ise eğer sana yanlışını gördüğün birini ya da dediğim gibi çıkar ilişkisinde anlaşmazlığa düştüğün birinin yanında olmayı istemezsin.

Dün bir kongre vardı Lütfi Kırdar kongre merkezinde. Galatasaray yinetikinin mali açıdan ibra edilip edilmemesi hakkında bir kongreydi. Yönetimin yanlış politikaları Galatasaray takımını başarısızlığa sürdüğü çok açık bir şekilde görülüyor şu son 2 senede. Ederi verilen bonservis parasıyla eşdeğer olmayan bir sür…